Bir gün öncesinden ağır üşütme sonucunda yatağında çıkamamış bir bünye idim ertesi gününde saat 23:30 u gösterdiğinde, ofisinde, yalnız başına çalışmaya mahkum olan. çalışmanın vermiş olduğu bitkinlik mi yoksa gençliğin hep aynı patika yolda gidip gelerek geçirilmesi miydi aslında beni yoran bilmiyorum ama hayatın bana kıçını tamamıyla döndüğünün kanıtı olmalıydı halim.Biraz önce kendini çılgın dürümcü diye tabir eden adamın tükkanından sipariş ettiğim dürümün acısının bol olmasına mı yansaydım yoksa içinden süzülen baharatlı suyun önümdeki sabahtan imzalanmış izin kağıdıma akmasına mı cidden bilemiyorum, belki de bilmekte istemiyorum. Çünkü bilmek bile artık eski tadı vermiyor bana.
Belki de hepsi tamamen bir tesadüf olmalı diye düşünüyorum. Hayatın anlamsız bir şaka olduğuna inanmak ve hayatı hep bu klişeleşmiş laflarla tabir etmek hani. Yoksa bu şaka içinde bir kolu uzun bir kolu kısa elbiseler gibi kesilip biçilmiş, uygunsuz rolümü oynayıp sonra terk mi etmeliyim üçüncü sınıf figüran tadında sahneyi.
Akşamın ilerleyen saatlerinde dışarıda yağan yağmuru seyretmek için doğrulduğumda fark etmişim sandalyede ne kadar uzun süre vakit geçirdiğimi. Yaptığımın modern bir kölelik olduğu düşüncesi vardı sadece kafamda. Ne kadar para alsam ya da ne kadar ele güne avuç açmasam da yinede modern bir kölelikti bu yaşadığım, ve bir çoklarımızın yaşadığı. Birkaç belirgin fark dışında eskiden yatacak bir ahır karşılığında karın tokluğuna hergün aynı saatlerde çalıştırılan köleler yerine, iyi giyimliymiş hissi verilen, yatacak yer ve yemeği bile düşünmemek için belirli bir maaş karşılığında çalıştırılan, ama asılda aynı sıfatı taşıyan bünyelerdik bana kalırsa.
Yağan yağmurla daha da belirginleşen sokak lambasının yere vuran ışığı üzerinde diğerinin üzerine çıkmak için binbir gayret sarfeden kediyi görmek bile yüzümde tebessüm oluşturmuyordu. Aksine adı depresyon olan dayım’ı hatırlatıyor gibiydi sanki bana. Ya da ben öyle sanıyordum sadece. Islanmayı umursamadan tek görevi imha etmek olan bu kedi kadar bile istek kalmamıştı gayret etmek için bazı şeylere.
Belki de karamsarlığı kendime kişilik olarak benimsemiş olmamdı zamanla beni bu hale getiren. fakat bunu bünyeme zorla benimseten ve dayatan hayata karşı, parasını almış ve başına gelecek olanlardan haberdar ama yinede eyvallah çeken fahişeler gibiydim. ona rağmen ben ondan istediğimi almış olmamama rağmen o beni dilediğince becerebiliyordu, buydu can sıkan belki de.
Yinede hayatı yalın birde yaşamayı ve geçip gitmeyi istiyorum çok karmaşık bir hale getirmeden. Zira ne ilkokuldayken kesirleri ne de lisedeyken trigonometriyi geçebilmiş bir bünye değilim.
şansımın dönüpte taşaklarımın katkılarıyla oluşacak soyadımın devamı hissi sakinleştiriyor beni her defasında.
Yayılmak ve çoğalmak isteği tek gerçek içimde.
Maymundan değilde kediden geldiğimiz üzerine bir araştırma yapılmalı bence.



