VASATİ 40 ÇÖP ÖMRÜM

hayat içinde bireyler arasındaki hiyerarşiyi 3'e ayırdım metrobüsün camına kafamı dayamış dışarıyı seyrederken. garip ama insan bu ve bunun gibi "boş" diye tabir edebileceğim anlarda idrak edebiliyor bazı şeyleri. çünkü bu boş anlarda ancak oturup düşünüyoruz sanıyorum.

tuvalette insanın aklının daha fazla çalışması gibi yani. aslında insanın aklı her daim aynı hızda ya da beynin çalışmasını ifade eden birimi varsa onda çalışıyor bana kalırsa. sadece oturup düşünebildiği zamanlardan biri olduğundan faydalı olan bir yer bana kalırsa tuvalet. yoksa bok kokusunun zihni açtığı yönünde herhangi bir tesbit söz konusu değil. en azından olmasa gerek, neyse..

metrobüsün kapısı kapanırken bağyanın birinin çantasını sıkıştırmıştı sanıyorum. bağırarak şoforun kapıyı tekrar açmasını istiyordu, çantam çantam diyerek. bu boş andan faydalanarak beyin jimnastiği yapıyordum bende, bu anda ayırmaya başladım kafamda bu hiyerarşiyi en kaba haliyle. şanslı doğanlarımız vardı hayatta, ya da şansı yaver gidenler. veyahut bir şekilde şansını döndürebilenler...

bunlar parayı bulmuş, hali vakti yerinde güzel bir evi, arabası ve hatunu olan bünyelerdi. evine bmw, passat ya da bilmem ne marka arabasıyla gidebilenler yani. metrobüsün camından bakarken akılda "acaba bu adam ne iş yapıyor olabilir" diye hakkında binbir tane soru işareti bırakan bünyeler bunlar. ve kendimce ayırdığım hiyerarşinin en tepesindeler. çok bahsetmeyeceğim hiçbirinden..

bir diğeri benim gibi orta halli olanlar. ne uzayıp ne kısalmış, arada kalanlar yani. bunlar bildiğiniz üzre dededen kalma tarlayı satıp istanbulda ev alabilenler ya da kirada oturan gruptalar. tabii bunların arasında da bir hiyerarşi var ama söylediğim gibi bahsetmeyeceğim. kendi hiyerarşim bu. herkesin ki kendine. bunlarda ya metrobüsle ya da yürüyerek ya da otobüsle birşekilde yolunu bulabilen kısım.

birde şanssız olan kısım vardı. metrobüsten inip karşıya geçmek için kullandığım üst geçitte yağmurun altında ıslanmış, elini açıp önündeki "çok açım" yazısı önünde uyuyakalanlardı. hoş belki içlerinde paranın amına komuş olanlarda vardı ama yinede buda hayatın bir gerçeğiydi. gerçekten muhtaç olan kısım burda bahsettiğim. dededen ya da babadan birşeyi kalmayan, çünkü onlarda da olmayan, varsa da hayattan sille yiyerek kaybeden. baba ya da dedesini bile bilmeyen kısım. gidecek işi veya yeri bile olmayan belkide yatacak.. kimbilir..

yine de en kaba haliyle ayırdığım bu hayatta kötününde kötüsü olduğu gerçeğini bir an bile unutmamak gerektiğini anlıyorum eve yürürken. hayat her aşamada, hangi nokta da, hiyerarşinin hangi katında olursak olalım yinede zor geliyor nasılsa insanoğluna. bunu anlıyorum. kızıyorum..



ebenin amı ali sami...

0 yorum: