Çok konuşan insan hakkında atalarımızda birçok söz söylemiş zaten. Boş tenekeden çok ses çıkar falan gibi o doğrultuda sözler. Doğru söylemişler bence tamamen katılıyorum. Kafa dinlemeyi seviyorum ben konuşurken yorulan bir bünyeyim.
Sürekli yeni konular hakkında konuşan, saçma sapan geyikler yapıp muhabbet çeviren tipleri sevmiyorum. Ama gizliden gizliye de bir hayranlık besliyorum. Pek beceremiyorum çünkü sürekli konuşmasını. Az ama öz koyanlardanım çocuğu. Öylede olmalı bence, ağır bir hava veriyor zaten karizma katıyor, yararı bile var.
Cümleleri toparlayıp anlaşılır olmak gibi bir derdimde yok. Sevmiyorum zaten kendimden bahsetmeyi de, dedim ya. Dağınık bir şekilde yazmayı seviyorum. Az konuşup anlaşılabilir olmamayı seviyorum. o yüzden herkesin sırlarını biliyorum, ortalıkta dönen bin bir dalavereden haberim var.
Hayır anlaşılabilir olmamakla ilgili değil, yukarıda demiştim ya hani herkes sürekli dinleyip ufak yorumlar yaptığımdan dolayı hep bana bir şeyler anlatıyor. Beni şaşırtıyorlar her defasında, hiç beklemediğim insanlardan beklemediğim şeyler duyuyorum. Çok şey öğrendim bu sayede.
Çok konuşan değil çok dinleyen bilir diyorum bende. Basit konuşmasını seviyorum basit cümleler kurmayı. Cafcaflı kelimelerle süsleyen biri değilim, kendimi iyi pazarlayamam bu sebepten. Ama açık sözlü oluşum sebebiylede kapatıyorum aslında bu açığı.
Sevmiyorum dedim ya kendimden bahsetmeyi. Blog girişinde adımı, mesleğimi, akşam ne yediğimi, gece rüyalarımı ve tuvalet kağıdı markamı yani bana dair hiçbir bilgiyi basına sızdırmamayı seçen biriyim. Pek bahsetmeyi kendimden sevmem.
Muhabbetin tıkandığı yerde illa ki konuşmak gerekir diyen biri değilim. Barda oturup hiç konuşmadan biriyle saatlerce içebilirim. Seviyorum. konuşma zorunluluğuyla faydasız geyikten zerre haz etmeyen bünyeyim evet. Tabii ki boş geyik yapmıyor değilim ama boş geyiğinde bir sınır noktası var içimde. Seviyorum dağınık yazmayı. Düşünmeden aklıma geldiği gibi.
Daha çok bir dua gibi bu. Allah’a dua ederkende çok uzatmam kısa keserim. Çünkü istediklerim şeyi dile getirmesem de dua yerine geçtiğini bilen biriyim. O yüzden en çok istediğim şeyi dua ederken söylerim. Ufak tefek olan isteklerimi yolda yürürken aklımdan geçirdiğimde bile dua yerine geçtiğini bilirim.
Dinlemeyi seviyorum, karşındaki kendinden bahsetsin bir şeyler anlatsın. Sonra muhabbeti yönlendirmeyi severim. Daha çok tren yolundaki makaslar gibiyim. Düz yolda giden tren gibi sürekli konuşan biri değil daha çok sadece yeri ve zamanı geldiğinde söz söyleyip trene yön veren biriyim. Bahsetmeyi pek kendimden sevmem.
Sevdiği konu hakkında saatlerce yazabilen, ama söze dökmeyi sevmeyen biriyim. Belkide ucuzlayacağını düşünüyorumdur bilinç altımda. Ya da kelimeleri yeteri kadar iyi kullanamadığımdan yaşatırım içimde düşüncelerimi. Dağınık düşünür, dağınık yazarım.
Dinleyip öğrenmeyi severim, evde tartışma olduğunda gülerek dinlemeyi severim. Tepkileri ve anlatılanları takip etmeyi severim. Soruları ve cevapları izleyerek öğrenmeyi severim. Sıra bana geldiğinde noktayı koymayı severim. Yinede sevmem bahsetmeyi kendimden pek.
Konuşmadan anlaşabilmenin ya da..
Birlikte olduğum kişiyle aynı ortamda sessiz kalabilmenin aşığıyım ben.
0 yorum:
Yorum Gönder